BP için ne yanlış gitti?
BP yeniden markalaştırmaya ve daha çevre dostu bir imaj benimsemeye çalışalı neredeyse 25 yıl oldu. Ancak son zamanlarda yeşil enerjiden fosil yakıt köklerine doğru hızlı bir duruş değişikliğiyle şirket için “Petrole Dönüş” daha uygun bir slogan olabilir. Bu değişim BP'nin kurumsal felaketler, savaş, çevreci çabalarından elde ettiği cansız getiriler ve bazı durumlarda şansının kötü gitmesiyle diğer petrol ve gaz devlerinin önemli ölçüde gerisinde kalmasıyla gerçekleşti. Aktivist yatırımcı Elliott Investment Management'ın da baskıyı artırmasıyla BP, hayatta kalmasıyla ilgili sorularla karşı karşıya.
BP'nin sorunları nerede başladı?
BP'nin uzun süreli düşüşü, 2010 yılında Deepwater Horizon sondaj kulesinde meydana gelen ve 11 kişinin ölümüne yol açarak Meksika Körfezi'nde ABD tarihinin en büyük açık deniz petrol sızıntısını tetikleyen patlamayla başladı. Bir yargıç, petrolün boşaltılmasının ağır ihmal ve kasıtlı suistimal sonucu olduğunu tespit etti. Şirket 65 milyar dolardan fazla para cezası, çevre temizliği masrafları ve çeşitli eyaletlerdeki binlerce işletme için tazminat ödemeyi kabul etti. Bugün hala bu zararlar için yılda yaklaşık 1 milyar dolar ödemeye devam ediyor. BP 2010 yılında değerinin yarısından fazlasını kaybetti ve piyasa değeri henüz eski ihtişamına kavuşamadı.
Enerji şirketi bp, Güney Gaz Koridoru'nun bir parçası olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nda (TANAP) Apollo Funds ile ortaklık kuracağını açıkladı. Şirketin duyurusuna göre Apollo, TANAP'ta yüzde 12'lik hisseye sahip iştiraki BP Pipelines (TANAP) Limited'te yüzde 25'lik kontrolü olmayan payı yaklaşık 1 milyar dolar karşılığında satın alacak.
Deepwater Horizon bir dizi krizin sadece ilkiydi. Rusya üzerine oynanan bir bahis de ters gitti. BP 2013 yılında Rusya'daki ortak girişimi TNK-BP'deki hisselerini satarak Rusya'nın en büyük petrol üreticisi Rosneft PJSC'nin yüzde 20'sine sahip oldu. Birkaç yıl boyunca BP'nin toplam petrol üretimini artırmaya yardımcı olan bu kumar işe yaramış olsa da Rusya'daki dayanak noktası Kremlin tarafından kontrol edilen bir şirketin ikinci en büyük hissedarı olarak siyasi riske daha fazla maruz kalmayı da beaberinde getirdi. Bu riske girmenin bedeli 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinin BP'nin Rosneft'teki hisselerini terk etmesine ve üretiminin üçte birini sağlayan yaklaşık 25 milyar dolar değerindeki bir varlıktan uzaklaşmasına yol açmasıyla ortaya çıktı.
BP'nin yenilenebilir enerjilere girişini teşvik eden neydi?
ESG yatırımları son zamanlarda gözden düşmüş olabilir ancak birkaç yıl önce hissedarlar ve finansörler çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini dikkate alarak fosil yakıt şirketleri üzerindeki faaliyetlerini Paris Anlaşması'nın küresel ısınmayı 1,5C ile sınırlama hedefiyle bağdaştırmaları yönündeki baskıyı artırdı. BP'nin iklim dönüşümünün mimarı o zamanki İcra Kurulu Başkanı Bernard Looney'di. Firma, 2020'de 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefini açıklayarak net sıfırı benimseyen ilk petrol devleri arasında yer aldı.
Bu durum, petrol talebinde düşüşe yol açan Covid-19 salgınının ortaya çıkışıyla aynı döneme denk geldi. Bu krizin ilk haftalarında, dünyanın en büyük pazarı olan ABD'de tüketim en az 30 yılın en düşük seviyesine geriledi. Looney o dönemde küresel ham petrol talebinin çoktan zirveye ulaşmış olabileceğini öne sürerken, BP 2030 yılına kadar petrol ve gaz üretimini 2019 seviyelerine kıyasla yüzde 40 oranında azaltmayı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı hızla artırmayı hedeflediğini açıkladı.
Ancak daha sonra Rusya'nın Ukrayna'yı işgali küresel bir enerji krizine yol açtı ve petrol ve gaz fiyatlarında artış yaşandı. BP de dahil olmak üzere fosil yakıt üreticileri rekor karlar elde etti. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok yerinde, temiz enerji kaynakları arayışından arz güvenliğini vurgulamaya geçildi. Politikacılar ve yatırımcılar iklim değişikliği konusunda daha az hevesli hale geldikçe, BP 2023 yılında petrol ve gaz üretimini on yılın sonuna kadar yüzde 25 azaltma hedefini revize etti.
BP stratejisini nasıl değiştirdi?
Enerji krizinden elde edilen yüksek kârlar, BP'nin petrol ve doğalgaza olan ilgisini azaltma kararı hakkında soru işaretleri yarattı. Yatırımcıların süregelen endişeleri karşısında firma Şubat 2025'te fosil yakıtlara geri döneceğini açıkladı ve Looney'nin düşük karbonlu, geleceğin yakıtları devi vizyonundan vazgeçti. Bu karar, kârlarını besleyen hidrokarbon odaklı stratejilere daha hızlı bir şekilde geri dönen diğer süper büyük şirketlerin izinden gitti.
BP'nin şu anki CEO'su Murray Auchincloss, enerji dönüşümünün hızına ilişkin “yersiz” iyimserlik nedeniyle şirketin “çok ileri, çok hızlı” gittiğini söyledi. BP temel bir sıfırlamanın parçası olarak, petrol ve gaz üretimini azaltma planını rafa kaldırdı ve bu faaliyetlere yönelik harcamaları 2027 yılına kadar yaklaşık yüzde 20 oranında artırarak yılda 10 milyar dolara çıkarmayı planlıyor. Ayrıca temiz enerji, biyoyakıtlar ve elektrikli araç şarjını içeren enerji dönüşümü işlerine yönelik yıllık harcamalarını yaklaşık yüzde 70 oranında azaltarak 2 milyar dolara indirecek.
Strateji, 2027 yılı sonuna kadar 20 milyar dolarlık varlığın elden çıkarılmasını da içeriyor. Buna Bloomberg News'in yaklaşık 10 milyar dolar değerinde olabileceğini bildirdiği Castrol madeni yağ işletmesi de dahil olabilir. Elde edilecek gelir, çoğu petrol devinin hissedar getirilerini koruduğu bir dönemde BP'nin üç aylık hisse geri alımlarını azaltmasına neden olan gergin bilançosunu hafifletmeye yardımcı olabilir. BP'nin net borcunun öz sermayeye oranı geçen yılın sonunda yaklaşık yüzde 40'tı ve Shell, TotalEnergies, Chevron ve Exxon Mobil şirketlerinden çok daha yüksekti.
BP diğer büyük petrol şirketlerinden nasıl farklılaştı?
Hissedarların baskısı altında, tüm süper büyükler sonunda iklim değişikliğini ele almak için daha fazlasını yapma sözü verdi. Ancak Avrupalı ve ABD'li şirketler arasında enerji dönüşümüne nasıl yaklaştıkları konusunda bir ayrışma ortaya çıktı. BP ve Shell, net sıfır emisyona ulaşma çabasında küresel ekonominin elektrifikasyonunda ön saflarda yer almak için büyük yatırımlar yaptı. Rüzgar ve güneş enerjisi ve elektrikli araç şarjı da dahil olmak üzere fosil yakıt kullanımının yerini almak isteyen sektörlere girdiler.
Exxon ve Chevron ise halihazırda fosil yakıtlarla çalışan enerji sistemlerine daha uygun olan karbon yakalama ve hidrojen gibi teknolojilere odaklandı. Amerikan petrol devleri altın yumurtlayan tavuğu öldürmeyi reddederek 2019'un sonundan bu yana yıllık petrol ve gaz üretimlerini sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 9 oranında arttırdı.
Petrol devlerinin net sıfıra giden yarışta takılma riskleri var mı?
Petrol şirketleri, enerji güvenliğine ilişkin endişeler ve ABD Başkanı Donald Trump'ın “sondaj, bebeğim, sondaj” sözlerinin yarattığı rüzgarla sarkacın yeniden fosil yakıtlara doğru sallanmasından faydalanıyor. Ancak kısa vadeli kârlara odaklanmaları, enerji dönüşümü devam ederken onları ileride açıkta bırakabilir. Petrol ve gaz tüketiminin ne zaman zirve yapacağı ve yapıp yapmayacağı konusunda çok fazla tartışma var. OPEC petrol talebinin artmaya devam edeceğini tahmin ederken, Uluslararası Enerji Ajansı on yılın sonunda tavana ulaşılmasını bekliyor. Eğer zirve gerçekten de yaklaşıyorsa fosil yakıtları ikiye katlamak, yalnızca en düşük maliyetli üreticilerin nihayetinde hayatta kalacağı yüksek riskli bir bahis olabilir.
"Ekonomi" Kategorisinden Daha Fazla İçerik
Yazarlar
Çok Okunanlar
-
forbes.com.tr
Dünyanın en zengin 10 insanı (Ocak 2025)
-
-
forbes.com.tr
En zengin Türklerin sıralaması nasıl değişti?
-
-