Arama

Yapay zeka dünya çapındaki vergi sistemlerini nasıl alt üst edebilir?

Yapay zeka yatırımlarındaki hızlı artış, şirket kârlarını önemli ölçüde artırırken hükümetlerin vergi gelirleri üzerindeki baskıyı da büyütüyor. ABD'de şirketlerin vergi öncesi kârları geçen yıl 1,2 trilyon dolar veya yüzde 30 artarken, kamu gelirlerindeki artış aynı ölçekte gerçekleşmedi. Bu durum, yapay zekanın yalnızca üretkenlik ve büyüme üzerinde değil, ülkelerin vergi sistemleri üzerinde de önemli sonuçlar yaratabileceğine işaret ediyor.

03 Ekim 2026, 09:00

ABD'de şirketlerin vergi faturalarından daha fazla yatırım harcamasını düşebilmesine imkan veren düzenlemeler, hükümetin bu yıl daha düşük vergi geliri beklemesine yol açtı. Ancak gerçekleşen düşüş tahminlerin ötesine geçti.

Bunda teknoloji şirketlerinin yüksek kârlılıklarının yanı sıra yapay zeka yatırımları için yaptıkları yüksek sermaye harcamaları da etkili oldu. Şirketler, yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlarını artırdıkça vergilendirilebilir kârları üzerinde daha fazla indirim imkanına sahip oluyor.

Bu gelişme, yapay zekanın dünya genelindeki vergi sistemlerinde yaratabileceği değişimin erken bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan yapay zekanın ekonomiyi büyütmesi, hükümetler açısından önemli bir fırsat da yaratabilir. Ekonomistler, üretkenlik artışının ekonomik büyümeyi hızlandırarak uzun vadede kamu borcunun milli gelire oranını aşağı çekebileceğini öngörüyor.

Karen Dynan, Douglas Elmendorf ve Louise Sheiner tarafından yapılan bir çalışmaya göre, yapay zekanın sağlayacağı daha yüksek ekonomik büyüme, 30 yıl sonra ABD'nin borç/GSYİH oranını mevcut eğilime kıyasla yaklaşık yüzde 50 azaltabilir.

Ancak bu durum kamu maliyesindeki sorunları tamamen ortadan kaldırmayabilir. Ekonomi daha hızlı büyüse bile vergi gelirlerinin kamu harcamalarının gerisinde kalması, bütçe açıklarının büyümeye devam etmesine yol açabilir.

Vergi sistemi emeğe dayanıyor

Sorunun temelinde, mevcut vergi sistemlerinin önemli ölçüde emek gelirlerine dayanması bulunuyor.

OECD ülkelerinde kişisel gelir vergileri ve sosyal güvenlik primleri toplam vergi gelirleri içinde önemli ve giderek artan bir paya sahip. ABD'de federal vergi gelirlerinin yaklaşık dörtte üçü işgücünden elde ediliyor. Tüketim ve sermaye gelirleri üzerinden alınan vergilerin payı ise daha düşük.

Yapay zekanın çalışanların yerini aldığı veya ücret artışlarını sınırladığı, buna karşılık şirket kârlarını yükselttiği bir ekonomik yapı bu vergi dağılımını zorlayabilir.

Anthropic'ten Anton Korinek ve Virginia Üniversitesi'nden Lee Lockwood, yapay zekanın emeğin milli gelir içindeki payını azaltması halinde geleneksel vergi tabanının da daralabileceğine dikkat çekiyor.

Yale Budget Lab'in farklı senaryolarına göre yapay zeka, yıllık GSYİH büyümesini yüzde 3,3'e kadar artırabilir. Ancak bunun kamu gelirlerine etkisi, yaratılan ek gelirin sermaye ile emek arasında nasıl dağıldığına bağlı olacak.

İşgücünün payı azalırsa bütçe açıkları büyüyebilir

Yapay zekanın ekonomik etkisinin ne kadar büyük olacağı ise belirsizliğini koruyor. Yale ekonomistleri şimdilik daha sınırlı bir dönüşüm öngörürken, bazı araştırmacılar çok daha kapsamlı bir değişim ihtimalini değerlendiriyor.

The Economist'in hesaplamasına göre, yapay zekanın ulusal gelirde işgücünün payını 10 puan azaltması halinde, özellikle çalışanlardan alınan vergilere yüksek oranda bağımlı ülkelerde kamu maliyesi ciddi baskı altında kalabilir.

Sermaye gelirlerini daha yüksek oranda vergilendiren Avustralya ve Güney Kore gibi ülkeler bu değişimden daha sınırlı etkilenebilir. Buna karşılık işgücü vergilerine daha fazla dayanan ülkelerde bütçe açıkları belirgin şekilde büyüyebilir.

İtalya, söz konusu senaryoda en fazla etkilenen büyük ekonomiler arasında yer alıyor. Harcamaların GSYİH'ye oranının değişmediği varsayımıyla ülkenin bütçe açığının milli gelire oranı iki katından fazla artabilir. Fransa ve Almanya da önemli bir baskıyla karşı karşıya kalabilir.

ABD'de ise hem işgücünün sermayeye kıyasla yüksek oranda vergilendirilmesi hem de ücret ve maaşların GSYİH içindeki yüksek payı nedeniyle vergi gelirlerinde önemli bir düşüş yaşanabilir.

Kamu hizmetlerinde yapay zeka ikilemi

Vergi gelirlerinin milli gelire oranının düşmesi tek başına kamu maliyesinin kötüleştiği anlamına gelmeyebilir. Ekonomi yüzde 30 büyürken reel vergi gelirleri yüzde 20 artarsa, devlet ekonominin toplam büyüklüğü içindeki payını kaybetse bile daha fazla kaynağa sahip olabilir.

Üstelik hükümetlerin yapay zekayı kamu hizmetlerinde kullanması, aynı bütçeyle daha fazla hizmet sunulmasını sağlayabilir. Sağlık alanında yapay zekanın planlama, teşhis ve ilaç geliştirme süreçlerini iyileştirmesi ve maliyetleri düşürmesi bunun örneklerinden biri olabilir.

Ancak bunun tersi de mümkün. Yapay zeka bazı kamu hizmetlerinin maliyetini artırırken bu hizmetlere yönelik talebi de yükseltebilir.

Bunun bir nedeni, ekonomistlerin "maliyet hastalığı" olarak tanımladığı süreç olabilir. Yapay zekanın verimliliği özellikle yazılım geliştirme gibi alanlarda hızla artırması, bu sektörlerde ücretlerin yükselmesine yol açabilir. Kamu gibi verimlilik artışının daha sınırlı olduğu alanlar ise çalışanlarını kaybetmemek için daha yüksek ücret ödemek zorunda kalabilir.

Bu durum kamu hizmetlerinin maliyetini artırabilir.

İşsiz kalanlara yönelik destek maliyeti artırabilir

Yapay zekanın işgücü üzerindeki etkisi yalnızca vergi gelirleriyle sınırlı olmayabilir. Teknoloji nedeniyle işini kaybeden kişilerin yeniden eğitim, işsizlik yardımı ve diğer sosyal desteklere ihtiyaç duyması kamu harcamalarını artırabilir.

Bazı hükümetler, bu dönüşümün sosyal etkilerini sınırlamak amacıyla evrensel temel gelir gibi uygulamaları da gündeme getirebilir.

The Economist'in İtalya için yaptığı senaryoda, yapay zeka nedeniyle işini kaybedenlerin gelir kaybının tamamen telafi edilmesi halinde hükümetin yılda yaklaşık 200 milyar dolar ek kaynak bulması gerekebileceği hesaplanıyor. Bu tutar GSYİH'nin yaklaşık yüzde 10'una denk geliyor.

Yapay zekaya doğrudan vergi seçeneği

Hükümetlerin karşı karşıya olduğu seçeneklerden biri, yapay zekanın kullanımını doğrudan vergilendirmek.

Bazı ekonomistler, modellerin eğitilmesi ve çalıştırılması için kullanılan hesaplama gücüne vergi uygulanmasını öneriyor. Bir başka seçenek ise yapay zeka modellerinin her kullanımına yönelik bir vergi getirilmesi.

Ancak bu vergilerin önemli miktarda gelir yaratıp yaratmayacağı belirsiz. ABD'de tüketicilerin ve şirketlerin yapay zeka modellerini geliştirmek ve çalıştırmak için yılda yaklaşık 700 milyar dolar harcadığı tahmin ediliyor. Bu tutar, geçen yıl yaklaşık 16 trilyon dolara ulaşan toplam işgücü maliyetinin oldukça altında kalıyor.

Yapay zeka yatırımlarının önümüzdeki yıllarda artması mümkün olsa da bu artışın boyutu belirsiz. Büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarının 2028'den itibaren daha istikrarlı bir seyir izlemesi beklenirken, teknolojideki ilerlemeler şirketlerin harcamalarını aynı hızda artırmasını gerektirmeyebilir.

Servet vergisi de tartışılıyor

Bu nedenle hükümetlerin yapay zekanın kendisini vergilendirmek yerine, yapay zeka ekonomisinin yaratacağı kazançları vergilendirmeye yönelmesi daha olası görünüyor.

Bunlardan biri servet vergisi. Kaliforniya'da net serveti 1 milyar doların üzerinde olan kişilere yönelik yüzde 5'lik bir vergi önerisi gündeme geldi. Başka eyaletlerde de benzer öneriler tartışılıyor.

Ancak servet vergilerinin uygulanması çeşitli sorunlar barındırıyor. Zengin kişilerin varlıklarını başka ülkelere veya bölgelere taşıması, özel şirketlerin değerinin belirlenmesindeki güçlükler ve vergilendirilecek servetin tespit edilmesi bunlar arasında yer alıyor.

Nitekim 1990'da 11 zengin ülkede servet vergisi uygulanırken bugün bu sayı dörde gerilemiş durumda.

Mart ayında ABD'deki bazı milletvekilleri, net serveti 50 milyon doların üzerindeki hanehalkları ve vakıflara yüzde 2, 1 milyar doların üzerindeki servetlere ise ek yüzde 1 vergi uygulanmasını öngören bir teklif sundu. Ancak bağımsız çalışmalar, servet vergilerinin beklenenden daha düşük gelir yaratabileceğine ve ekonomik faaliyet üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine işaret ediyor.

Sermaye gelirleri daha önemli hale gelebilir

Ekonomistler arasında, yeni vergiler getirmek yerine mevcut vergi sistemlerinin değiştirilmesinin daha uygulanabilir bir seçenek olabileceğine yönelik görüşler bulunuyor.

Özellikle şirket kârları, temettüler ve gerçekleşmiş sermaye kazançları üzerinden alınan vergiler öne çıkıyor. Yapay zeka beklentileri karşılar ve şirket kârlarını önemli ölçüde artırırsa, sermaye gelirleri de ciddi ölçüde büyüyebilir.

Bu kapsamda seçeneklerden biri, sermaye kazançlarına uygulanan vergi oranlarını çalışma gelirlerine uygulanan oranlara yaklaştırmak.

Bazı ülkeler bu yönde adımlar atıyor. Belçika finansal varlıklardan elde edilen kazançlara yüzde 10 vergi getirirken, Avustralya sermaye kazançlarının vergilendirilmesini artırıyor. Hollanda ise yatırım kazançlarını varsayımsal getiriler üzerinden vergilendiren sistemini gerçek kazançları dikkate alan bir yapıyla değiştirmeyi planlıyor.

Sermaye kazançlarına yönelik daha yüksek vergilerin yatırımları caydırmasını sınırlamak için zararların daha geniş kapsamda vergiden düşülmesine imkan verilmesi de seçenekler arasında bulunuyor.

Kurumlar vergisi ve tüketim vergileri öne çıkabilir

Yapay zeka ekonomisi, şirketlerin normal yatırım getirisinin üzerinde "aşırı kâr" elde etmesine de yol açabilir. Tekel gücü, kıt arazi veya özel veri setleri gibi unsurlardan kaynaklanan bu gelirlerin vergilendirilmesi, mevcut teşvikleri daha sınırlı ölçüde etkileyebilir.

Kurumlar vergilerinin yeniden artırılması da bazı ülkelerde gündemde. Bu durum, uzun süredir devam eden kurumlar vergisi oranlarını düşürme eğiliminin tersine dönmesi anlamına geliyor.

Yapay zeka aynı zamanda tüketim vergilerinin önemini de artırabilir. Tüketim üzerinden alınan vergilerden kaçınmak daha zor olduğu için hükümetler açısından daha istikrarlı bir gelir kaynağı oluşturabilir.

Makinelerin ekonomik faaliyetlerdeki payı arttıkça, vergi sistemlerinin gelirin nasıl elde edildiğinden çok nasıl harcandığına odaklanması gerekebilir.

Yapay zekanın ekonomide yaratacağı dönüşümün boyutu henüz kesinleşmiş değil. Ancak teknolojinin sermaye gelirlerini artırırken emek gelirlerinin vergi sistemindeki payını azaltması halinde, hükümetlerin bugünkü vergi yapısını yeniden düşünmesi gerekebilir.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok