Arama

ABD’nin borcu 40 trilyon doları aştı

ABD’nin ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aşarak tarihi bir eşiği geride bıraktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkenin borç yükünü azaltma vaatleri İran savaşına yapılan harcamalar, vergi indirimleri ve gümrük vergisi iadeleri nedeniyle sekteye uğradı. Genişleyen bütçe açığı dünyanın en büyük ekonomisinin mali geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

20 Ağustos 2026, 10:04

ABD’nin brüt ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doların üzerine çıktı. Bu ordunun, sosyal güvenlik ağı programlarının ve ülkenin başkanı Donald Trump’ın vergi indirimlerinin artan maliyetlerini karşılamak için onlarca yıldır borçlanan ve mali açıdan kırılgan bir zeminde duran ekonomi açısından kaygı verici bir dönüm noktası.

Yalnızca bu yıl ABD, İran’daki savaş için yapılan harcamalar ve Cumhuriyetçilerin 2025’te yürürlüğe koyduğu kapsamlı vergi indirimleri de dahil olmak üzere yükümlülüklerini karşılamaya yardımcı olmak için 2 trilyon dolardan fazla borçlanma yolunda ilerliyor. Amerika’nın borcunu satın alan yatırımcılara yapılan hızla artan faiz ödemeleri artık bu açığın yaklaşık yarısını oluşturuyor ve ABD’yi daha da derin bir mali çukura itiyor.

Bütçe açığı tartışması

Artan borç yükünün çözülmesi gereken bir sorun mu olduğu yoksa Amerika’nın ekonomik gücünün bir sonucu mu olduğu hala tartışma konusu. Bütçe açıkları aynı zamanda siyasi bir çekişme alanı. New York Times’a göre Cumhuriyetçiler iktidarda olmadıkları dönemlerde açıkları ortadan kaldırma konusunda özellikle daha istekli oluyorlar. Açıkların azaltılmasını savunan Sorumlu Federal Bütçe Komitesi’nin kıdemli politika direktörü Marc Goldwein, borcun faizine atıfta bulunarak, “Bunun en korkutucu yanı, borç sarmalının başladığını görmeye başlamamız” dedi.

Yetkililerin borç sorunuyla yüzleşememesi uzun vadeli riskleri beraberinde getiriyor. ABD dünyanın en büyük ekonomisi olmaya devam etse de artan borç yükü, yatırımcıların ABD tahvilleri için daha yüksek faiz talep etmesine veya ülkenin kredi değerliliği konusunda soru işaretleri oluşmasına yol açabilir. Bu da dünyanın rezerv para birimi olan dolara duyulan güveni zayıflatabilir.

Trump’ın politikaları sıkıntıları ağırlaştırdı

Amerika’nın borçlanma yükünden hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar sorumlu. ABD sağlık programlarının, teşvik ödemelerinin, afet yardımlarının ve hükümetin günlük işleyişinin maliyetlerini karşılamak için giderek daha fazla borç satmak zorunda kaldı. Trump mali düzeni yeniden sağlayacağına söz verdi ancak politikalarının birçoğu Amerika’nın mali sıkıntılarını daha da ağırlaştırdı.

Trump 2016’da ilk kez Beyaz Saray için yarıştığında, yeni ticaret anlaşmaları yaparak ve ekonomik büyümeyi hızlandırarak ulusal borcu sekiz yıl içinde ortadan kaldıracağını söylemişti. O zamandan bu yana ulusal borç iki katına çıktı. Trump’ın ikinci döneminde, harcamaları kısmaya ve gelirleri artırmaya yönelik en büyük girişimleri sonuç vermedi. Başlangıçta Elon Musk tarafından yönetilen Hükümet Verimliliği Bakanlığı, federal harcamaları 1 trilyon dolar azaltma sözü vermişti. Şimdiye kadar ise 200 milyar doların biraz üzerinde tasarruf sağladığını iddia ediyor. Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi bu ay, bakanlığın tahmininin güvenilirlik ve şeffaflıktan yoksun olduğunu söyledi.

Trump yönetimi, ithalata kapsamlı gümrük vergileri getirerek hükümetin ek gelir toplamasında ilerleme kaydediyordu. Ancak bu planlar, Yüksek Mahkeme’nin bu vergilerin bazılarının yasa dışı olduğuna hükmetmesiyle bu yıl sekteye uğradı. Bunun sonucunda federal hükümet, ithalat vergilerini ödeyen şirketlere 160 milyar dolardan fazla para iade etmek zorunda kaldı.

ABD Hazine Bakanı sorunları kabul etti

Trump göreve geldiğinde yüzde 6’nın üzerinde olan bütçe açığını 2028’e kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 3’üne düşürme hedefi koyan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen hafta bu yıl açıkların yanlış yönde ilerlediğini kabul etti. Bessent, Newsmax’e verdiği röportajda bütçe açıklarının neden büyüdüğünü açıklamak için çeşitli gerekçeler sundu. İran’la savaşla bağlantılı harcamaların ülkeyi orduya daha fazla para harcamaya zorladığını ve gümrük vergisi iadelerinin, Trump yönetiminin 2025’te bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranını azaltma yönündeki ilerlemesini sekteye uğrattığını söyledi. ABD’de enerji fiyatlarının yükselmesine neden olan İran savaşı aynı zamanda ekonomik büyümeyi de olumsuz etkiledi ve Trump yönetimi yetkililerinin vergi gelirlerini artırmasını umduğu ekonomik genişlemeyi zayıflattı.

Bessent ayrıca geçen yılki vergi indirimlerinin de bütçe açıklarını artırdığını söyledi çünkü şirketler, fabrika inşaatı ve ekipman maliyetlerini derhal gider olarak düşmelerine olanak tanıyan bir düzenlemeden yararlanıyordu. Vergilendirme Ortak Komitesi’nin tahminlerine göre bu önlemler bu yıl 100 milyar dolara mal olabilir. Ancak Hazine Bakanı, başlangıçtaki maliyetlerine rağmen bu indirimlerin gelecekte ek gelir sağlayarak kendini amorti edeceğini söyledi.

Mali gidişatın istikrara kavuşacağından emin olmasına rağmen yatırımcılar, Amerikan tahvillerini ellerinde tutmak için daha yüksek bir karşılık talep ederek ABD’nin bütçe açıkları konusundaki endişelerini gösteriyor. 30 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirisi bu hafta yaklaşık yirmi yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bu da enflasyondan yorulmuş tüketiciler ve işletmeler için daha yüksek borçlanma maliyetleri anlamına geliyor.

Trump yönetimi içindeki endişenin bir göstergesi, Bessent’in zayıflayan Japon yenini desteklemek amacıyla döviz piyasalarına nadir görülen bir müdahalede bulunmasıydı. Bu hamlenin amaçlarından biri, Japonya’nın para birimini desteklemek için elindeki ABD Hazine tahvillerini satmasını önlemekti. Bessent ayrıca bakanlığın, borçlanma maliyetlerini kontrol altına alma amacıyla yatırımcılardan geri satın almasına izin verilen kendi borç miktarını iki katına çıkaracağını söyledi.

Yatırımcıların gözü Fed’de

Hazine piyasasındaki yatırımcılar, ABD hükümetinin tedavüldeki borç miktarına ilişkin endişeleri çoğu zaman göz ardı etti. Dünyanın finansal sistemi açısından ABD Hazine piyasası kadar derin, likit veya merkezi başka bir piyasa bulunmuyor. Bu nedenle gerçek anlamda rakipler az ve alıcıları kayda değer ölçüde bir anda caydırmak için sarsıcı büyüklükte bir değişim yaşanması gerekir. Ancak yatırımcıları tedirgin eden potansiyel değişiklikler kapıda. Belirsizliğin kaynaklarından biri 6,8 trilyon dolarlık devlet tahvili ve ipoteğe dayalı menkul kıymet portföyünü yöneten Fed.

Mayıs ayında merkez bankasının başkanlığını devralan Kevin M. Warsh, büyük ölçüde geçmiş krizler sırasında Fed’in piyasaları desteklemek için devreye girmesiyle büyüyen bu varlıkların azaltılmasını en önemli önceliklerinden biri haline getirdi. Warsh henüz somut bir plan ortaya koymadı. Muhtemelen bilançosunu incelemekle görevlendirdiği çalışma grubunun yıl sonuna kadar çalışmalarını tamamlanmasını bekliyor. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok